Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İstanbul Gençlik Fuarı'ndayız

14-19 Mayıs arası düzenlenecek Gençlik Fuarı'nda Aşkar dergisi olarak biz de yer alacağız. Standımıza bekleriz.

Bir zor mesele: Plazada Müslüman kalmak

Ölçü, şehir hayatı, tabiat ve insan. Meselenin özüne geldik. Cenab-ı Allah'ın harikulade bir denge üzerine yarattığı dünyada eşref-i mahlûkat olan insan, bu dengeyi hırpalayarak ve çoğu zaman da bozarak "anlamı arama" yolunda büyük mağlubiyetlere uğramaktadır. İnsan adeta kendisiyle bir futbol müsabakası yapmaktadır ve karşısındaki rakibin (doğa) ne kadar güçlü olduğunun farkında değildir. Yaratanın muazzam bir sistemle meydana getirdiği insan ve doğa, modern yaşamın çılgın fikirleriyle birbirine rakip olmuş durumdadır. Gelinen çağda ne psikoloji ne de ekoloji bu rekabeti açıklayabilecek güçte değildir zira her ikisi de kurumsallaşmış, bir pazarlama ürünü olmuş durumdadır.

"Gökleri ve yer yuvarlağını dengede tutarak yörüngelerinden çıkmalarını önleyen sadece Allah'dır. Eğer onlar yörüngelerinden çıkacak olsalar onları O'ndan başka hiç kimse dengeye getiremez. Hiç kuşkusuz O, hoşgörülü ve bağışlayıcıdır." [35/Fâtır-41] ayeti bizlere seslenmektedir. Mode…

Yeryüzünde Kur'ân'ı yaymak mı,
yeryüzünden Kur'ân'ı silmek mi?

türkiye'de matbû mushafa 1875'e kadar razı olunmamıştır. sultan abdülhamid, 1875'te ahmet cevdet paşa'yı matbû mushaf için vazifelendiriyor. bu teşebbüsün sebebi olarak, rum ve ermeni matbaacıların mushaf-ı şerif tab' etmeye kalkışmaları öne sürülür. iddiaya göre gayrımüslimlere mani olmak için bu işe girişilmiştir. bu da efrâdını cami ağyarını mani bir surette tetkik edilmeye muhtaç bir meseledir. türkiye hangi şartlarda, niçin matbû kur'ân-ı kerîm'e geçmiştir? matbû mushaflardan sonra esas büyük darbe, kur'an hurûfûtının terk edilip latin harflerine geçilmesidir. vurulan bu darbeden sonra yetişen nesiller kur'ân-ı kerîm ile mushâf-ı şerîf’in farkının ne olduğunu bilemeden büyüyorlar. kur'ân-ı kerîm’in itikatla alakalı hususiyetlerini, meselâ onun rabbimizin ezelî ve ebedî ilminden bir cüz olduğu gibi, bilmiyorlar. türkçenin kur’ân harfleriyle yazılmayışı, yeni nesillerin her gördükleri kur’an hurûfâtını arapça zannetmeleri gibi bir garabeti d…

Şairin Yeri, Şiirin Söylediği

Fransa’nın en büyük mimari okullarından Beaux-Arts’ın yöneticisi şöyle diyordu: “Betonla inşa etmeye başladık ama taşla düşünmeye devam ediyoruz” demek ki gördüğümüz yerdeki mimari ögelerin düşünüşümüzde buna mukabil olarak bunu eserde yansıtışımızda mühim bir yeri var. Çünkü mimari esasen zamanı ve mekânı oranlar. Mimariye donmuş şiir denilir, şiir çağlar boyu canlıdır, mimari eser ise kendi çağı içinde canlılığını korur. Bunun sebebi elbette mimari eserin bir zaman sonra “görülecek yerler listesine girmesidir.”. Hâlbuki bir mimari eserin canlılığı; içinde yaşarken, yürürken, dururken bize tarihinden bir pay vermesi ve bizim de yine eserin içinde günlük hayatımıza devam etmemizdir. Mimari dediğimiz şey, dokunduğumuzda içinde yaşadığımızda, gördüğümüzde zevkinden bize pay vermesi gereken bir sanattır. Bunun haricinde eserin yalnızca dışına bakıp geçmek, varlığını o çevrede sürdüren bir insan için, anlık bir izlenimden başka bir şey değildir. Süleymaniye Camii’ne dışarıdan bakanlar an…