Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DİKİNE PARALEL

TERZİLER ŞARKDEMİR’E GELDİLER, N’OLUR BİR KEZ DE SANA GELSELER

Aziz Mahmut Öncel - Mustafa Melih Erdoğan

“Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız.” Aziz Mahmut: Dünya karşısına kök ve özden mahrum olmadan yeni biçimler ile çıkmaktan ve şairin konumundan bahseder Edebiyat Yazıları I kitabında Sezai Karakoç. Pergünt üçgeninden bahsederken kurduğu şu cümle önemlidir; “Sanatta durma, sanatçının kendisini bulamamacasına yitirmesidir.” Şarkdemir, modern şiirden bahsederken Batılı devinimini anlatır. “Batılı şairin tutunduğu değerler, yok etmeğe çalıştığı geçmişin tecrübesiyle birdir. Gelenek onun içinde hem hayat bulduğu, hem hayatından olduğu zemindir. Bir anlamda gelenek, kendi içinde bir kırılmalar zinciridir; keza her yeni akım, geçmiş-şimdi-gelecek çizgisi içinde, ancak kendinden öncekinin saltanatını devirdiği takdirde meşruiyetini ilan edebilir. (……..) Ancak Batıda hiçbir zafer kesin ve mutlak değildir...

Mustafa Melih: Kök ve Öz meselesi önemli. Şiirlerin kalıcılığı ve edebiyatımızda…

MESÛLİYET MESELESİ

KARACOĞLAN ŞİİRİNDE FRANSIZ ÖPÜCÜĞÜ NİÇİN YOK?

Mehmet Raşit Küçükkürtül

mekteplerde okutulan edebiyat derslerinde, kitaplarında bize tuhaf bir şair tipi öğretilmiş. öğretilmiş diyorum çünkü ders kitaplarının dışına çıkınca bunu fark edebiliyorsunuz. ders kitaplarındaki şiirlere ve sair metinlere yapılan resimlemeler, hocaların şairler hakkındaki verdikleri bilgiler ve yaptıkları yorumlar hep aynı şair tipini zihnimize kazımış: hayalperest, ayakları yere basmayan, melankolik, coşkulu, aykırı... dadaloğlu'nun, köroğlu'nun şiirlerini okusak bile onlarla ilgili anlatılanlar bu garabeti ortadan kaldıracak kuvvette olmamıştır hiç. buradan eğitim sistemine yahut edebiyat eğitimine bir eleştiri mi getireceğiz? böyle yaptığımız takdirde çarpıklığın zeminini örtmüş, belki de hayatımızın bütün veçhelerini tesiri altına alan esas tesirin gözden ırak tutulmasına neden olmuş oluruz. dedemin bıraktığı defterlerde kendi yazdığı şiirlerin yanı sıra kendisinin çağdaşı sayılabilecek şairlerin şii…

TAARRUZNÂME

ŞİİR SİYASETE YENİLDİ

Osman Özbahçe

Günümüz şiiri dediğimiz vakit otomatik olarak eleştiriye geçiyoruz. Bu eleştiri çoğu zaman yakınmaya dönüşüyor. Fakat kesintisiz, yani sürekli eleştiri eleştiriyi ortadan kaldırıyor. Sürekli eleştiri negatif baskı yaratıyor. Umutsuzluğu şiirin klişesine dönüştürüyor. Bu baskının yaydığı olumsuz hava pozitif işleri görünmezleştiriyor. Fakat pozitif gidelim dediğimiz vakit de ortamı etkileyebilecek işler göremiyoruz. Ortamı etkileyebilecek pozitif işler ancak güçlü bir eleştiri ortamıyla mümkündür. Eleştirimiz ne yazık ki kitap tanıtım yazılarıyla yahut içi boş polemik yazılarıyla dolu. Enerjimizi ve dikkatimizi metne çekecek yazılardan da, tartışmalardan da yoksunuz. Şiirin kendinden kaynaklanmayan sorunları bağlamında temel meselemiz güçsüz eleştiri ortamımız. Eleştiri ortamımız kötü şiire kötü, iyi şiire iyi diyebilecek cesaretten yoksun. O da kendi çapında siyaset yapıyor. Ortam yoksun olabilir; fakat dikkatimizi şiire çevirdiğimizde isteğimiz orta…