Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dikine Paralel

İRONİ KAVRAMI ÜZERİNE

Mustafa Melih Erdoğan – Aziz Mahmut Öncel

Çıktım erik dalına Anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıyıp Der ne yersin kozumu Yunus Emre
Mustafa Melih: İroni, her sanat dalına daima parlak bir kavram olarak girmiştir. İronistin bunu saf bir zekâ ürünü olarak ortaya koyması ve bir nevi “ben işte zekiyim kardeşim, bak ironi yapabiliyorum” diyebilmesi, ironiyi, imrenilecek bir noktaya çıkarmıştır. Tabi ben tüm sanat dallarındaki ironiye örnekler verebilecek
bir konumda değilim. Ama şunu söyleyebilirim ki, şu an günümüzde yazılagelen şiirlerde bir “ironi” patlaması yaşanıyor. Herkes bir çeşit ironi yaptığı düşüncesinde ve her şair süper zeki bir ironist. İroni nedir diye düşünecek olursak ilk akla gelen cümleyle “söylenenin tam tersinin kastedildiği ifadedir”. Kaba olarak bu
eğer ironi ise ben birkaç cümle önce bir ironi yapmış oluyorum. (her şair süper zeki bir ironist) bu mudur yani? Meselenin bu kadar basit olmaması lazım. Değildir de. Çünkü ironinin dimağlarda bir tat bırakmas…

Mesûliyet Meselesi

BATININ TEKERİNE TÜRK'ÜN İŞARET PARMAĞI

Ferhat Nabi Güller

“İnsanın zihni gelişmesi, elbet, onun çeşitli düşünce ürünleriyle karşılaşması, hesaplaşması, çeşitli düşünme usulleri hakkında bilgilenmesi yoluyla olur. Gelişmiş bir zihnin İslamı kavrayışı da elbet yüksek bir seviyede gerçekleşecektir. Bu açıdan bakılınca mü’minin farklı iklimlerinde gelişmiş düşüncelerle teması adeta bir görev olarak üzerindedir. Çünkü kavrayışı ne kadar üstün olursa İslam’a olan vukufu da o derece derin olabilme imkânını kazanabilecektir. Ama bilgiye, tefekküre olan dostluk, kısaca hikmet uğruna girişilen çalışma, edinilmiş tefekkür tarzına Müslümanın mahkûmiyeti sonucunu doğuracak olursa, varılan yer, seçmeciliktir.”
...

YENİDEN VE’L-ASR: İNSAN, ZİYANDADIR.

Yağız Gönüler

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. Şeyh Galib
Dünyanın herhangi bir yerinde bir tek insan mahpus ise kendimi asla özgür hissedemem. Albert Camus
Hepimiz nankörüz. Sert mi başladım? Eğer yumu…

Taarruznâme

ÇOK KALIN İNCE: ŞİİR
İdris Ekinci
Şiirin tarih içindeki seyri ve günümüzde gelip oturduğu yer hayli tartışmalı bir konu. Bu tartışmanın karmaşık bir yapıya bürünmesi çoğunca son zamanlarda, daha isabetli bir ifadeyle modern zamanlarda yapılan açıklamalar, eleştiriler ve düşüncelere dayanıyor. Çünkü ortaya konulan eserlerin üzerinde teknik ve eleştirel çalışmalar daha çok modern zamanların ürettikleriyle mümkün olmuştur. Böyle bir yapının en açık ve açıklanabilir tarafı olarak, bütün insanlığın tecrübesi olan iletişim araçlarının hızla gelişmesi gösterilebilir. Baskı araçlarının, görsel araçların ve internet gibi yeniliklerin bir iletişim hızı ve yığılması oluşturduğu artık çok da dikkat çeken bir konu değil bilakis geride kalmış, eskimiş bir konudur.Yani şiir denince önünüzde koskoca bir çöplük, hurdalık, istiflenmiş bir yığın durmaktadır. Söylenebilecek/söylenemeyecekler rahatlıkla çeşitli yollardan dillendirilmiştir.Toku ağırlamanın güç olması gibi, şiir üzerine birkaç kelam etmek de…

"Ölmüş Oyuncaklar Müzesi" Çıktı.

Akif hasan Kaya'nın ikinci öykü kitabı "Ölmüş Oyuncaklar Müzesi" İz Yayıncılık'tan çıktı.

Akif Hasan KAYA, öykülerinde insanı, insanın hallerini sürekli olarak toplumsal bir zemin üzerinde anlatıyor. Ülkemizde ve Ortadoğu’da yaşanan acılar, zulümler ve göçler onun öykülerinin başat temaları arasında yer alıyor. Öykülerindeki tematik zenginlik, insani olanı bütün yönleriyle anlatmanın doğal bir sonucu. Onun öyküleri, sürekli olarak gözden kaçırılan sorunları yeniden yeniden gündemimize taşıyor.  Öykülerinde görsel bir dil kullanan Akif Hasan KAYA, Ölmüş Oyuncaklar Müzesi'nde öykünün bütün imkanlarını deniyor. Dilin sınırlarına yaslanıyor, yokluyor, onu genişletmenin yollarını arıyor. Dilin ve öykünün dünyası genişledikçe, bu dünya okuru da kendi içine çekiyor. http://askardergisi.blogspot.com.tr/p/sats-noktalar.html
" Gece mi, gündüz mü! Ayıramıyorum. Hep karanlık? Bir martı çığlığı duyuyorum. Kanatları yüzümü yalayıp geçiyor. İyot kokusu genzimi yakıyor. Şükr…